Kültürel Meselelerimiz - 5] Gazete ve dergi
Son yıllarda Türk matbuatının gelişiminde büyük bir atılım yaşandığının farkındasınızdır.
Pek çok gazete çıkarılıyor, sayısı belirsiz dergiler, mecmualar, magazin periyodikleri müvezzilerde sizi bekliyor. Bu gelişmeler ülkemiz için çok sevindirici bir durum. Gelgelelim beni sevindirmeye kâfi gelmiyor. Hatta zaman zaman bu yayınları gözden geçirirken içimin kanadığı bile oluyor. Neden mi?
Elime sol ayağın bir gazetesini alıyorum; varsa kültür sanat sayfasını açıyorum; kültürel sanatsal haberlerine bakıyorum. Sayfanın tamamı beni dışlayan, fikirlerime muhalif haberlerle dolu. Bahsedilen etkinlikler, tanıtılan kitaplar, filmler, sergiler ve öne çıkarılan yazarlar, sanat adamları sanki beni yok etmek, tarihten silmek üzerine söz birliği etmişçesine acımasız. En ılımlı olanı beni görmezden gelmekle yetiniyor. Sahip olduğum binlerce yıllık geçmiş de, içinden geldiğim gelenek ve kültür birikimi de hiçbirinin umurunda değil. Hatta zaman zaman dil uzatan, küfreden, aşağılayanlara bile rastlıyorum. Elbette üzülüyorum; sağ ayaktan yoksun kalan sol ayak kendi ekseni etrafında böyle seker ve sağ ayağa sahip olamamanın, ona hükmedememenin saldırganlığıyla bunu yapar diyor ve acı acı gülümsüyorum. Bunlar içimi kanatmıyor. "Bunlar olacak", diyorum. İçim ne zaman kanıyor biliyor musunuz? Elime sağ ayağın bir gazetesini aldığım vakit!.. Açtığım kültür ve sanat sayfasında görmek istediklerimi göremeyince!.. Sol ayağın tekmelerine maruz kalan sağ ayağın devinimsiz teslimiyetine şahit olunca!..
Beni anlamak istiyorsanız okuduğunuz gazetelerin kültür ve sanat sayfalarını bir hafta boyunca takip edin. Burada çıkan haberlerin, tanıtımların, tavsiyelerin ve bilgilerin ne kadarının sizi doğrudan ilgilendirdiğini düşünün. Kültür ve sanat adına size sunulan haberlerin kaçının size ait olduğunu hesap edin. Sizin ve sizin gibi düşünen insanların kültür ve sanat adına çıtanın neresinde durduğunu belirleyin; yahut kültür ve sanat adına, sanat diye bize dayatılan sol ayak etkinliklerine, film tanıtımlarına, sergilere, ideolojik uçukluklara değer biçin. Bizim adımıza birilerinin sanat ve kültür gündemini oluşturmasından rahatsız olmuyorsanız mesele yoktur. Oralarda kendi ürettiğimiz, kendimize göre ürettiğimiz sanat ve kültürü göresiye kadar benim vicdanım bundan rahatsız olmaya devam edecek. Sütun boş kalmasın diye sayfaya girmiş bir kültür haberi eğer benim değilse, buna üzülürüm, ama kimliğime ve kutsallarıma küfretmeyi sanat diye bana yutturmaya kalkan bir ideolojinin etkinliklerinin övülerek anlatılması iki kere içimi kanatır. Birincisi o sütunu dolduracak kültür ve sanatı yaratamamış olmaktan; ikincisi de sayfayı hazırlamakla vazifeli insanların gaflet veya yaranma tavırlarından. Ben solcu bir gazetede sağcılara ait bir sanat veya kültür haberinin yer aldığına fazla şahit olmadım; ama sağcı dediğimiz gazete ve dergilerde sola dair her türlü haber ve sanat etkinliği yer alır. Yanlış anlaşılmaktan korkarım; derdim, modası geçmiş bir sağcılık-solculuk hesabı görmek değildir; bilakis sağ ayak ile sol ayak dengesini yerine oturtabilme gayretidir. Benim derdim bir 'duruş'tur; kendisi olabilen bir 'duruş'. Komplekse kapılmadan, eğilip bükülmeden. Bunun yolu da kendine ait kimliğin içini dolduracak bilgi, kültür ve sanat seviyesini yakalamaktır. Eğer öyle olsaydı bugün bize sanat veya kültür diye sunulan pek çok şeyin sanat olmadığı, İslam ve Türk medeniyetinin geleneğinden uzak ucuz şaklabanlıklar olduğu görülecekti. Bugün dünyayı ilgilendiren, yurt dışına ihraç edilen bir Türk sanatı veya kültürü mevcut değilse bunun sorumluluğu biraz da sağ ayağın bu eksikliğinden kaynaklanır. Sağlıklı bünyeler, iki ayak üzerinde yürür. Sol ayak doğru bildiğini sanat diye bize dayatıyor ve sanatın çıtasını belirleme hakkını elinde bulunduruyor. Ne zaman ki bu çıtayı sağ ayak belirlemeye başlarsa işte o zaman yükselen bir Türk sanatından bahsedeceğiz. O zaman sanatımız kendi geçmişindeki büyük zenginlikten yararlanıyor olacak. Bunun için sağcı gazetelerin kültür sanat sayfalarına görevler düşüyor. Solcu geleneğin adamları elbette sağ ile sol dengesini kurmayacaklar; ama bunu sağcı gazete ve dergilerde görememek benim içimi acıtıyor. Çünkü o zaman kültür ve sanat adına ahkam kesenlere bu meselenin bir de farklı yönü olduğunu anlatmak mümkün olacak. Gazete ve dergilerimizin kâğıtları, tasarımları, fikirleri, yazarları, haberleri herkesi kıskandırırken, konu kültür ve sanata gelince neden biz başkalarını kıskanalım? Bunun için gazetelere ilan mı vermeli ne?
Hani şöyle: Kültür ve sanatın ne olduğunu anlayan ve ona önem veren bireyler aranıyor. Kendi geçmişindeki zenginlikleri tanımak isteyen nesiller aranıyor. Sağ ayağın kültürel ve sanatsal açlığını giderecek sanat adamları aranıyor. Gazetelerin kültür sayfalarını kaliteli kültür yazılarıyla dolduracak gençler aranıyor. Ülkede kültür ve sanatın kalitesini yükseltmek için çaba harcayacak zenginler aranıyor. Milletine hizmet etmek isteyen insanlar aranıyor. Ezcümle kendini dönüştürecek bir sağ ayak aranıyor!..
Son Tarifler
Son Yazılar
- Sevgiye dair
- İtaat ve muvaffakiyet
- Kur'an kursu öğrencisiyle Amentü sohbeti üzerine..
- Işıkla yıkanabilmek
- Hulusi Yahyagil
- Sen’in aynaların değil miyiz?
- Neden ağlıyorsun?
- Katından bir güç, bir tutamak bahşet!
- Gel ey şifa!
- “Ya Rabbi! Yalnızım, hastayım, garibim”
- Hayrettir göğe açılan pencere
- Efendimiz, fıtrî hayatın talimcisidir
- Bu ders bize yeter
- Ana Bizim Nemiz Eksik
- 8. Türkçe Olimpiyatları Şiir İkincisi / Bülbül
- Gençliğin Sırrı
- Bir gözyaşı
- Ruhun ve imanın zaferi