Gençlere Nasihatları
Önünüzden Yiyin
Önünüzden Yiyin
İbn Abbas (r.a.) anlatıyor:
“Bereket, yemeğin ortasına iner. Bundan dolayı yemeği kenarından yiyiniz, ortasından yemeyiniz.”
Ebû Davud, Tirmizî, Nesaî, İbn Mâce
Amr b. Ebû Seleme (r.a.)ise şöyle anlatıyor:
“Ben Allah Resûlü’nün (s.a.v.) terbiye ve himayesinde olan genç bir çocuktum. Elim yemek tabağının her tarafına uzanıyordu. Bu durumumu gören Allah Resûlü (s.a.v.) bana:
–Ey çocuk!.. Allah’ın adını an (besmele çek), sağ elinle ve sana yakın yerden, önünden ye! buyurdu.”
Bereket ve edep... Mübarek peygamberî nasihatın belirgin iki teması.
Bereket nedir? Ne anlama gelmektedir?.
Bereket, Allah’ın mü’min kulları üzerine inen bir rahmettir. Onların duyu ve duygularına uğrayarak, oradan vicdanlarının en derin noktalarına nüfuz eder. Böylece Allah’ın rahmetine muhatab olan bu insanlar, gözleriyle görmeden önce basiretleriyle görürler, kulaklarıyla işitmeden önce kalplerinin titrek çarpıntılarıyla işitirler, dilleriyle tad almadan önce gönülleri ve ruhları ile tad ve haz alırlar.
Bereketin Allah katından bir rahmet olduğunu Allah Resûlü’nün (s.a.v.) geçen konuşmasındaki ‘iner’ sözünden anlamaktayız. Çünkü ‘inmek’ ancak yüksek bir yerden olur... ‘Yükseklik’ ise peygamberî örfte sadece İlahî Zât’a mahsustur!..
Bereket, nesnelerde ve somut şeylerde duyumsanamayan bir anlamdır. Bu bakımdan bereket, ruhun gıdasıdır. Ama Allah’a iman eden ve Allah ile irtibat halinde olan ruhun...
Yiyip içmeden hemen önce ve girişilen her işin başında Allah’ın adını anmak (besmele çekmek), o şeyin bereketini çoğaltacak ve hayrını arttırıp şerrini önleyecektir.
Bu durumu Allah’ın sevgili Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle açıklamıştır:
“(Bismillahirrahmanirrahim) ile başlamayan her iş noksandır.” Yâni eksiktir. Burada eksiklik, o işten bereketin kalkmasıdır.
Hz. Peygamber (s.a.v.) bir başka hadisinde ise şöyle buyurmaktadır:
“Mü’min bir tek mideyle, şeytan ise yedi tane mideyle yer.”
Niçin?!
Çünkü müslüman, yemeğine Allah’ın adını anarak başlar böylece o yemeğe hemen bereket iniverir. Ruh ve beden bakımından disipline olarak kontrol altına girer. Böylece az bir yemekle doyarak kendini çok yemenin getireceği zararlardan korur.
Ama diğerleri...
Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.) onları şeytana benzetmektedir. Onlar bereketin izlerini ve etkilerini asla göremez ve hissedemezler. Bundan dolayı onlar, yemeğe doymak bilmeyen oburlar gibi düşkünce ve müsrifçe atılırlar; ne yemekle karınları doyar ne de suya kanarlar. Sanki her birinin yedi tane midesi vardır.
Sofranın temizlik ve düzenini muhafaza etmek için kişinin aşırıya kaçmadan ve başkalarını incitmeksizin kendi önünden, tabağın kendine en yakın yerinden yemesi yemek âdâbındandır.
Sevgili gençler...
İslam, yaşamın açığa çıkan her manzara, şekillenen her görüntü ve meydana gelen her hareketinde bireysel ve toplumsal insanî ahlâka (âdâba) son derece önem verir ve özen gösterir.
Batı dünyası ‘protokol’ (yeme, içme, konuşma, oturma, kalkma, girme, çıkma, karşılıklı görüşme...vs. âdâbı) diye isimlendirdikleri bu âdâbı daha yeni tanımış ve bütün bu işler için esas ve prensipler koymuştur.
Fakat bu esas ve prensiplerin –istisnasız– tamamı, İslam ahlâkı (edebi) karşısında utanılacak bir duruma düşmekte ve eksik kalmakta; İslam ahlâkının ayakları dibinde süprüntü gibi dolaşarak günden güne gücünü ve etkisini kaybederek yok olmaktadır. Zira Batı’nın tanıdığı bu protokol, iftira yalan ve utanılacak birçok şeyle, İslam âdâbının gelişinden asırlar ve nesiller sonra iftira, yalan ve utanılacak birçok şeyle ortaya çıkmıştır.
Son Tarifler
Son Yazılar
- Sevgiye dair
- İtaat ve muvaffakiyet
- Kur'an kursu öğrencisiyle Amentü sohbeti üzerine..
- Işıkla yıkanabilmek
- Hulusi Yahyagil
- Sen’in aynaların değil miyiz?
- Neden ağlıyorsun?
- Katından bir güç, bir tutamak bahşet!
- Gel ey şifa!
- “Ya Rabbi! Yalnızım, hastayım, garibim”
- Hayrettir göğe açılan pencere
- Efendimiz, fıtrî hayatın talimcisidir
- Bu ders bize yeter
- Ana Bizim Nemiz Eksik
- 8. Türkçe Olimpiyatları Şiir İkincisi / Bülbül
- Gençliğin Sırrı
- Bir gözyaşı
- Ruhun ve imanın zaferi