






Türkçe Olimpiyatları | İki bitiş iki başlangıç |
|
|
Menderes'e Ergenekon bombası! Bir tarafta AK Parti'yi kapatma davası devam ediyor, diğer tarafta da terör örgütlerine benzer bir yapılanmayla, anayasal nizamı tehdit eden derin unsurların mahkemesi sürüyor.Nefesler tutulmuş; sanki final maçının son dakikaları ve her an her şey olabilir... Meseleye iki güç merkezinin mücadelesi açısından bakınca görünen manzara böyle... Ve zaten insanların çoğu da meseleye bu tarafından yaklaşıyor. Hâlbuki ne dünya başıboş, ne de orada yaşayanlar serazat... Öyle bir âlemdeyiz ki, her şey milimi milimine kontrol ediliyor, karanlık denizlerin dibindeki tek hücreli canlıların sesi duyuluyor; ihtiyaçları akıl almaz bir sürat ve kolaylıkla karşılanıyor. Karanlık denizlerin dibindeki sesleri duyup imdada yetişen el, insanları sahipsiz bırakır mı hiç? İnsanlar arası ilişkilerin örnekleriyle olaylara bakmaktansa, yaratanın insanlarla münasebetini düzenleyen kaide ve kurallar açısından bakmak daha doğru ve aydınlatıcı olabilir. Oradan bakınca hadiseler, ayakta kalabilmek için verilen kıyasıya bir kavgayı değil, ilahi elin, layık olanı lütuflarıyla yükselten, vasıfsızlaşanları mahrum eden müdahalesini gösteriyor. Bu müdahaleyi görebilmek için de insanın gerçekten insan olması gerekiyor. Modern çağların insanı ne yazık ki derinliğini kaybederek, önce kendisine yabancılaştı; sonra da bütün varlığa... Öyle yabancılaştı ki, bu yabani hayatı devam ettirebilmek için kendi vicdanının sesini bastıracak her türlü aksesuarı hayatın vazgeçilmez ihtiyaçları arasına soktu. Hatta bu şekilde yaşamayanları yok sayacak, gerektiğinde imha edecek kadar ısrarcı oldu.
Hâlbuki insan varlığın özü olarak yaratılmıştı. Bir tarafıyla âlemin fiziğine, diğer tarafıyla metafiziğine, bir başka ifade ile bir taraftan tabiata diğer taraftan da "mâ ba'de't-tabiata" yani tabiat sonrasına sıkı sıkıya bağlıydı. Tabiattan ve mâ ba'de't-tabiattan gelenleri kalp denilen müstesna alet vasıtasıyla birleştirip, vicdanda öyle bir kültür oluşturma imkânı vardı ki, insanı insan yapan ve her şeye aşina kılan da işte bu yönüydü. Ne yazık ki insanların çoğu bu tarafını unuttu; unutmayanlar da nasıl yapılacağını bilemez hale geldiği için gerçek insanların hikâyeleriyle avunmaktan başka bir şey yapamadı. Eğer gerçekten insan olabilseydik her şeyi çok faklı görebilecek, gecelerin içinde gündüzler yaşayabilecek, gündüzün ortasında da geceyi hatırdan hiç çıkarmayacaktık. Kâmil manada insan olabilmek herkes için önemli bir meseledir ama nasıl olunacağını bilemiyorsak hiç olmazsa kâmil insanların yakınında bulunup, onların nasıl baktığını görebilmek için uğraşmak lazımdır. O da olmuyorsa, onların nefeslerinin ulaştığı mesafenin dışına düşmemek için çırpınmalı ki, yanlış tefsir ve tevillerin ağında komplocuların esiri olmayalım. Böyle bakınca AK Parti'yi kapatmak için açılan dava ile Ergenekon davasının iç içe geçişi, insanın hayal ufkunda bir şafak resmi çiziyor; ışıkla karanlığın iç içe geçmeye başlamasıyla ufkun kızarmaya başladığı bir şafak... Ve bir günde iki şafak vardır. Biri güneşin doğuşunu, diğeri de karanlığın çöküşünü haber verir. Her iki şafakta da bir bitiş vardır bir de başlangıç. Sizin etrafınızdan gelen nefesler şafağı nasıl tefsir ediyor? Fecrin şafağı olarak mı yoksa mağribin şafağı olarak mı? İlahi el ihsanlarıyla kimin bahtını açacak? Işığın çocuklarının mı yoksa karanlık acuzelerinin mi? Kum saati işlemeye başladı. Ve tabiatla mâ ba'de't-tabiatı birlikte görenler için gecenin ayrı hikmeti var gündüzün ayrı... Veren o olduktan sonra...
Favori olarak ekle (12) | Görüntüleme sayisi: 102
Sadece sitemizin üyeleri yorum yazabilir. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||
| Sonraki > |
|---|
