|
Hiç tasvir üzerine bir yazı yazdınız mı? Ya da, biri sizden herhangi bir şeyi tasvir etmenizi istedi mi? Evinizin salonunda, masayı süsleyen cam vazonun içindeki kımızı gülü, tasvirinizde kullanmalı mıydınız? Yoksa gül, başlı başına kendisi mi tasvir edilmeliydi? Gülün kokusu, güneşin salonu ısıtmasıyla daha çok hissedilir olduğunda, açılan pencere ile içeri giren rüzgâr, tatlı bir esintiyle gülün kokusunu da alıp götürmeli miydi uzaklara?
Uzaklar yakın olur bazen, duyulan gül kokusu götürür bizi çocukluğumuzun bahçesine, toprağına. Babamıza, anamıza. Ya da getirir çocukluğumuzu yanımıza ve isteriz ki hep yanımızda kalsa. Koklasak gülümüzü, benler, biz olsa.
Çiçek, dalında güzeldir derler. Gül de öyle. Solarken görmedim hiç gülen bir çiçek, adı gül olsa bile. Peki, ne yapsın bu şehrin insanları? Yok ki bağları, bahçeleri. Nasıl koklasınlar dalından çiçekleri, gülleri. O yüzden, kurumuş gül yaprakları, süslüyor odamızın bir köşesini.
Hiç üzülmezdim, yerde, koparılmış bir çiçek görsem. Farkında olmadan nicelerine basmışımdır herhalde. Hiç üzülmedim koparılırken gördüğüm çiçeklere. Koparmışımdır herhalde ben de yüzlerce. Dün bir çiçek gördüm yolda. Kırmızıydı, yerdeydi. Yakından bakmak istedim. Eğildim. Gül müydü, neydi? Anlayamadım. Elime alayım dedim. Aldım. Batan dikeni nedense fark etmedim parmağımdaki kanı görene dek. Sevilecek bir tarafı kalmamıştı elimdeki gülün, ama yine de katlanacaktım dikenine. Şimdi üzüldüm sanki. Bir yerlerim acıdı. Sanki kalbim parmağımın ucunda. Battıkça diken, acıyor kalbim.
Koparıldığı için mi solmuştu elimdeki gül? Yoksa dalında solduğu için mi koparılıp atıldı yerlere? Oysa bir zamanlar dimdik duruyordu saksısında ya da bir bahçede. Şimdi ise elimde ve parmağım da kanıyor, gül de.
Kapattım gözlerimi, yaklaştım biraz güle. Şaşırdım, solmuş bir gül bu kadar güzel nasıl kokar diye. İrkildim bir an, rüyada mıyım ne? Korktum biraz, titredim, kapanan gözlerim, açılmayacak zannettim. Sonra anladım ki kurduğum hayaldeyim. Her zamanki hayallerden farklı bir haldeyim. Solmuş gülün kokusunu başka nasıl hissedeyim?
Gül bahçesinin ortasında duruyordum ayakta. Ne tarafa baksam göremedim bahçenin sonunu. Ne tarafa gittiysem bulamadım bahçenin kapısını. Bütün güller birbirine benziyordu. Biraz önce buradan geçmemiş miydim? İnsan hiç kaybolur mu bir bahçede? Ben kaybolmuştum işte. Artık alamıyordum gül kokusunu, gül bahçesinde.
Gerçekle hayal birbirine girdi sanki. Elimdeki solmuş gülün kokusunu hissederken içimde, kayboldum bir bahçede korkuyorum şimdi. Bir hayalden nasıl çıkılır ki? Yok ki kapısı hayallerin, sınırı olmadığı gibi. Yok ki elimden tutan, yalnızım her zaman olduğu gibi.
Başladım koşmaya, hızlandım yavaşça. Ama basmıyordum güllere, basamıyordum belki de. Ta ki takılana dek bir taşa. Düşmüştüm işte elimin üstüne. Elimse bir gülün üstünde ve kanıyor parmağım yine.
Gözlerimi açtım ama anlamadım, nerdeyim? Kurarken yolda hayalimi, ayaktaydım, eminim. Şimdi ise bir gül bahçesinde hem de yerdeyim. Yoksa gül bahçesinde kurarken hayalimi, elimdeki gülü solduran ben miydim?
Favori olarak ekle (19) | Görüntüleme sayisi: 839
Sadece sitemizin üyeleri yorum yazabilir. Lütfen üye iseniz ön sayfadan sisteme giris yapin veya üye olmak için ön sayfadaki üyelik kismindan 'kayit ol' yazisina tiklayarak ücretsiz üye olun.... Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved |