






Tüm Makaleler
Milli Mücadele Şairi-Mehmet Akif Ersoy | Milli Mücadele Şairi-Mehmet Akif Ersoy |
|
|
|
Oysa, “Arkadaş yurduma alçakları uğratma sakın / Siper et gövdeni dursun bu hayasızca akın. / Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın / Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın.’ diyen bu -Nâzım Hikmet’in deyişiyle- inanmış insan, söylediklerini aynen yapmış, gövdesini o hayasızca akına siper etmiş bir kahraman. ‘Hayır, hayal ile yoktur benim alışverişim / İnan ki her ne demişsem görüp de söylemişim.’ beyti de ona ait. Tahsin Yıldırım’ın imzasıyla Selis Kitaplar’dan çıkan Milli Mücadele’de Mehmet Âkif kitabı, şairin işte bu yönünü anlatıyor. Mehmet Âkif’in hayatıyla ilgili bilgilere de geniş yer veren eserin sayfalarını çevirdikçe, onun gerçekten hayal ile alışverişi olmadığını görüyoruz. İzmir’in işgali haberiyle üzüntüye kapılan Âkif, ilk direniş hareketini haber aldığında aynı nispette belki daha ziyade heyecana kapılıyor. Bir gün aniden kararını verip Sebilürreşad dergisinin idarehanesine gidiyor. Mecmuanın müdürü Eşref Edip’e, “Haydi hazırlan, gidiyoruz!” diyor. “- Nereye üstad? - Harekat-ı milliyenin başladığı yere. Artık burada duramam.” Balıkesir Zağanos Paşa Camii’nde verdiği vaazı tarihe geçen şairi, bir müddet sonra Anadolu yollarında görüyoruz. Bir sabah yanına oğlunu da alarak Çengelköyü’ndeki evinden Milli Mücadele’nin merkezine doğru yola koyulur. İlk durak Üsküdar’daki Özbekler Tekkesi’dir. Ardından tehlikeli bir macera başlar. Kızının anlattığına göre oğlunu sırtında taşımaktadır. Ayakkabıları yırtılmış, ayakları kanlar içinde kalmıştır. Âkif, bu günleri daha sonra “Ya Rabbi, ne heyecanlı, helecanlı günler geçirmiştik. Hele Bursa’nın düştüğü gün… Ya Sakarya günleri… Fakat bir gün bile ümidimizi kaybetmedik, asla yeise düşmedik. Zaten başka türlü çalışılabilir miydi? Ne topumuz vardı, ne tüfeğimiz. Fakat imanımız büyüktü.” diyerek anacaktır.
Ankara’da Taceddin Dergahı’nı mekan tutan Mehmet Âkif, Hacı Bayram Camii’nde vaazlar vermeye başlar. Daha sonra Burdur mebusu olarak görev yaptığı Meclis’in irşad heyeti üyesi namıyla ülkenin değişik yerlerinde halkın maneviyatını yükseltici konuşmalar yapar. Özellikle Kastamonu Nasrullah Camii’ndeki vaazı, Kurtuluş Savaşı’nı gerçekleştirenlerin ruh halini yansıtan en önemli metinlerden biri olarak bilinmektedir. Bir ara Kütahya, Afyon gibi stratejik önemi olan şehirlerin düşman eline geçmesi moralleri bozar. Tedbir olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Kayseri’ye taşınması tartışılır. Âkif, yanına aldırdığı ailesini ve Eşref Edip’i Sebilürreşad’ın klişesiyle birlikte Kayseri’ye gönderir. Mecmua orada çıkartılacak ve cephelere dağıtılacaktır. Ancak ne kendisi Ankara’dan ayrılır ne de oğlunu gönderir. Cevabı da nettir: “Benim öldüğüm yerde, oğlum da ölsün!” Meclis müzakerelerinde ise Âkif, bir suskunluğun içindedir. Tevazuu ile sözü, konuları daha iyi bilenlere bırakmaktadır. Ve zafer kazanılır. İstiklâl Marşı şairi, Hakk’ın vaat ettiği günlerin doğuşunu şöyle anlatır: “Ah! Allah’ım ne muazzam zaferdi o! Ortalık hercümerc oldu. Beş altı saat içinde bir başka dünya doğdu. Ve biz mest olduk!” Âkif, kendisine, “O zaman bir şey yazmadınız mı?” diye sorulduğunda şu cevabı verecektir: “Artık benim ne düşünecek, ne duyacak ne de yazacak, hatta ne yaşayacak takatim kalmıştı. Dilimiz tutulmuştu. Ordu bizzat yazıyordu.” Âkif’in yazdıklarını gerçekten yaşamış olduğunu görmek için pek çok tanığın hatıralarından ve yorumlarından yararlanılarak yazılmış Milli Mücadele’de Mehmet Âkif kitabını okumak, şairin önceliği ‘yazılan’a değil ‘yaşanan’a verdiğini göstermesi bakımından önemli. Favori olarak ekle (26) | Görüntüleme sayisi: 2025
Sadece sitemizin üyeleri yorum yazabilir. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|